zorluklar yıldızlara kadar

44 kişi kendisini tutuyor, 9 arkadaşı var.


İdareci olarak çalışıyor.

topluluklar

üyesi olduğum topluluklar | yöneticisi olduğum topluluklar
  1. lost

    lost

    2466 üyesi var. üyelik serbest.
  2. winning eleven

    winning eleven

    171 üyesi var. üyelik serbest.
  3. rock

    rock

    3952 üyesi var. üyelik serbest.

rheme panosu rss kaynağı

arkadaşları neler demiş?

bensiz hıh :P

burcmmmm   5 gün önce  

sözünü hatarılatırmısın ?

misselfn   17 Ağustos 2008 12:53  

sözünde durur biliyorsun beni karıştırma :))

rheme   18 Ağustos 2008 20:15  

hayırlı kandiller.

sesameporter   16 Ağustos 2008 20:16  

» yaralı güvercin... deneysel yalnızlık; sürgün izdüşüm...

[ yeni camii'de yaralı bir güvercin olmak ]

"bu şehr-i stanbul ki, bi mislü bahâdır.
bir sengine yekpâre acem mülkü fedâdır"

// insanların şehri yoktur;
// şehrin insanları vardır...
// şehirleri teslim aldığını zannetmiştir insan
// şehir teslim almıştır onları oysa...
// ve;

biraz yalnızlık, biraz kalabalık olmaktır istanbul. yaşamayanların bilmediği, bilenlerin ancak yaşadığı ve yaşamak zorunda bırakıldığı bir istanbul'dur kalemin inceldikçe incelen, kağıda dökülen noktasında. size şarkılar söyleyeceğim; istanbulu anlatan yanlarımı deşifre edeceğim. sesimin güzelliğine değil, zaman zaman istanbul’un güzelliğine vurulacak, zaman zaman da acıyan yanlarına âh edecek; bir daha ve bir daha dinlemek isteyeceksiniz...

istanbulun kalabalık hülyâlarında, kaybedersiniz kendinizi zaman zaman. kaç köşe başında kaybolup, kaç köşe başında kendinizi bulduğunuzu bilemeyeceksiniz. 'hiç kimse' olup, köşe başlarının kaldırımlara karıştığı noktada, minarelerin göğü delen nidâları arasında, güvercinlerin İstanbul’un kubbelerine çarpan noktasında, derin bir âh çekip, bırakıverirsiniz kendinizi İstanbul’un kollarına. tıpkı bir ağıt gibi; İstanbul’un gözlerinin içine bakarak, dudaklarınıza dökülen ‘istanbul türküsü’nü tellendirirsiniz...

ben bir (h)iç / kimse'yim...
bir yanımda üşüten bir yalnızlık;
diğer yanımda
sesime karışmış yokluğun.
nedendir ki,
çığlıkların yankısıdır uzaklardan gelen.
sokaklarda bir gölgedir şair;
kendinden kaçak!
kafir bir gülümsemedir dudaklardan,
an be an dökülen. / hoyrat kalabalıklarda; / bir adın var senin, kirlenmemiş, / beyaz...

beyaz'dır düşleriniz, üşüten yalnızlığınız kadar âşikâr... değil sevinçlerinizi, hüzünlerinizi dahi kâr sayarsınız istanbulun üşüyen yanlarında. bir gölge olup istanbulun sokaklarında, yok'luğa karışan sesinizi ararsınız... alaycı, bütün hüzünleri inkâr eden kâfir gülümsemelerinizi bırakırsınız dalgaların koynuna lâkin; umursamazdır istanbul...

onun için düş'lerim,
en çok beyaza çalar LâL yalnızlığımda.
saatlerin adam yutan tiktakları arasında,
bir şehir bütün beyazlara inat,
en karanlık saatlerinde,
sokaklarında kendini o kadar kaybetmiştir. / sarhoş bir ağızda; / eski bir istanbul türküsü. / fahişe bir yatakta, / istanbul hatırası!...

bilinmedik hiç bir nakarat yoktur artık.
ve bütün şarkılar,
hep aynı buruk notayı sayıklamaktadır...
bu şehir,
âh bu şehir;
isyan bayrağını çekmiştir! / bütün fethedilmişliğine karşılık / bir o kadar esir olmuştur...

suskundur düşleriniz gecenin LâL noktasında ve bildiğiniz bütün şarkılar sanki hep aynı notayı tellendiriyor, aynı nakaratı seslendiriyor sanırsınız. bu şehirde, kaç değişik şarkı vardır ki söylenegelen ve sonu istanbulla bitmeyen?... bütün beyazlarını terk ederken karanlık saatlerine; bu şehir kendini kaybetmektedir sarhoş ağızlarda. birkaç fahişe yatağın kenarına iliştirilmiş kirli bir nefese isyan etmektedir istanbul. bildiği bütün nakaratları unutmak istercesine, yeniden ve bir daha yazılmak istercesine, isyan bayrağını burçlarına tekrar dikmektedir. “ben ki; fethe susamış şehir, fâtihimi tekrar özlemekteyim”...

bütün ümitlerim;
kirletilmiş fahişe bir şehrin,
yatak ucuna bırakılmış bozuk para gibidir artık.
umutlar;
serkeş bir rüzgara teslim,
beyaza çalarken LâL yalnızlığımın,
çıkmaz sokaklara dalan noktasında.
gözlerimde asi bir yalnızlık,
iki tarafı keskin bıçak; / ne yanımı dönsem hep bir yanım kanar / ve yine ne yanımı dönsem, / bir şair orada yanar...

istanbulda ne yalnız kalabiliyor insan ne tam kalabalık. iki tarafı keskin bir bıçak gibi; yani ne yanını dönsen bir yanın kanıyor. istanbulda güvercin olmak hiç zor değil, lâkin yaralı bir güvercin olmak çok zor. bütün çıkmaz sokaklar senin, bütün umutların bir o kadar gâib. ey âsitâne, bütün âsi yanlarımla, fâtihi özlemekteyim seninle beraber ve bilirim ki; bir fâtih doğarsa eğer, bin ulubatlı'nın doğuşunun da müjdecisi olacaktır...

düş'lerim;
kayıp gidiyor hiç kimse olduğum noktada.
bir şair var orada;
sokakların kıvrılıp gittiği noktada.
bir yanı hep kanar,
diğer yanı hep yanar... / LâL yalnızlık... / KâL yalnızlık...

hiç kimse'liğimin tescili istanbul. âsi yanlarımın deşifresi ve bir sevgili nasıl 'biricik'leştiriliyorsa, o kadar biricik istanbul. biraz içim kanıyorsa, biraz yaralıysa yüreğim; senin yaraların sebebiyledir. çünkü; ne kadar yaşarsan bir şehirde, o kadar çok o şehir olursun ve ben yaşadıkça istanbul, yaşadıkça yaralı bir güvercin oldum gökkubbenin beni saran noktasında. kıvrılıp gidiyor sokakların, bir mahzen gibi tıpkı. kalabalıklar sarıyor etrafımı. bilinmedik yüzlerin hâin bakışları altında, senin öldürülüşünü seyrediyorum ve sen ne kadar ölürsen; ben o kadar ölüyor, bir o kadar LâL oluyorum...

27.ağustos.2007 - istanbul

sesameporter   12 Ağustos 2008 22:42  

senden haber bekliyorum eve gelince ara beni sakın unutmaa..

argestnd   21 Temmuz 2008 19:38  

İyi kandiller..

sesameporter   03 Temmuz 2008 11:47  

dün gece rüyamda seni gördüm.

argestnd   19 Haziran 2008 19:53  

şirineeee

misselfn   19 Haziran 2008 19:46  

lütfen sende üstüne gitme...

serhildanx   15 Mayıs 2008 14:46  

ben konuşmak istemiyorum.

sesameporter   15 Mayıs 2008 11:40  

BLOG rheme rss kaynağı

adresi: http://rheme.sosyomat.com/blog


 
tuttum işlemi gizlidir. karşı tarafın haberi olmaz. tuttuğunuz kişileri bir arada görebilir, yaptıklarını takip edebilirsiniz.

ETİKETLERİ

ARKADAŞLARININ EKLEDİKLERİ